Annelik dünyanın en kutsal mesleklerinden biridir. Bir anne ya da anne adayı, çocuğu için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdır ve tüm sevgisini ona adar. Güzelliğinin yanında bu süreç, beraberinde birçok zorluğu da getirir. Anne günlük hayatını bir kenara bırakıp tamamen çocuğuna odaklanır ve bu durum annenin zamanla fiziksel ve duygusal olarak yıpranmasına yol açabilir. Bazen bu tükenmişlik hali, depresyona dönüşebilir.
Bu depresyondan çıkış yolu arayan anneler bir uzmandan destek almak isteyebilir. Hem kendi sağlığını hem bebeğin sağlığını düşünen birçok anne, ilk aşamada antidepresan kullanımına sıcak bakmaz. Annenin hem kendi sağlığını hem de bebeğinin sağlığını koruyabilmesi için en güvenilir ve etkili yöntemlerden biri psikoterapidir. Psikoterapi, annenin duygularını anlamasına, kaygılarıyla başa çıkmasına ve bu süreci daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine yardımcı olur. Yan etkisiz ve bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem olması nedeniyle birçok anne için en uygun tercih haline gelir. Bu yazımda da sizlere Gebelik Depresyonunda psikoterapinin önemi nedir bundan bahsediyor olacağım.
Gebelik Depresyonu Nedir?
Gebelik Depresyonu gebeliğin herhangi bir döneminde başlayabilen, bazen doğuma kadar bazen doğum sonrasında da devam edebilen bir Majör Depresyon episodudur. Hemen her gün depresif hissetme, ilgisizlik, enerjisizlik ya da uykusuzluk gibi problemler görülebilir. Kimi zaman gebeleri “Eskiden şunu çok severdim şimdi canım hiç istemiyor” ya da “Çok uykum var uyuyamıyorum” derken görürüz. Bazen çok yemek yediklerini, bazen de hiç yemek yemek istemediklerini söylerler. Rahatsız, huzursuz hissedip aşırı tepki gösterme eğiliminde de olabilirler. Bu belirtilerin hepsi, gebenin hayatını zorlaştırıp, işlevselliğini azaltıyorsa ve uzun sürüyorsa Gebelik Depresyonu belirtileri olabilir [1].
Bu süreçte anne adayını en çok zorlayan belirtilerden biri de kaygıdır. “İyi bir anne olabilecek miyim?”, “Bebeğimi yeterince sevebilecek miyim?”, “Doğum nasıl geçecek?”, “Bebeğim sağlıklı bir şekilde dünyaya gelecek mi?” gibi düşünceler anne adayını rahat bırakmaz ve önemli ölçüde kaygı yaratabilir. Bu düşünceler belli bir düzeydeyse anne ve bebeğin sağlığını korumak adına faydalı olabilir, annenin daha özenli davranmasına katkı sağlar. Ancak bu düşünceler sıklaşmış, gebe artık baş edemeyeceği kadar yoğun bir kaygı hissediyor ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlanıyorsa, burada bir depresyon söz konusu olabilir. Bu nedenle, profesyonel destek alması önerilir ve bu destek, annenin büyük ölçüde rahatlamasına, hayatından tekrar keyif almasına yardımcı olur.
Kimler Gebelik Depresyonu geçirebilir?
Bir kadının gebelik depresyonu geçirme riskini artıran bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlar arasında stresli bir yaşam sürmek, geçmişte depresyon yaşamak, annelikle ilgili kaygılar, sosyal desteğin eksikliği, istenmeyen gebelik, çocuk istismarı öyküsü, düşük gelir, düşük eğitim seviyesi, sigara ve alkol kullanımı gibi etmenler yer alır. Ancak bu risk faktörlerine sahip olan her kadın gebelik depresyonu yaşayacak diye bir genelleme yapmak mümkün değildir. Her bireyin durumu farklıdır ve risk faktörlerinin etkisi de kişiden kişiye değişir.
Psikoterapi Neden Önemli?
Her 10 kadından 3’ü Gebelik Depresyonu geçirmekte ve ne yazık ki bu kadınların büyük bir kısmı yaşadıkları durumu paylaşmaktan çekinmektedir. Toplumsal yargılar, anneliğin yalnızca mutluluk getirmesi gerektiği algısı ve destek mekanizmalarına ulaşmadaki zorluklar, birçok annenin sessizce bu süreci yaşamasına neden olmaktadır. Nitekim her 2 kadından 1’i belirtilerini paylaşmazken, her 10 kadından 8’i tedavi görmemektedir [3]. Erken fark edilip müdahale edilmediğinde hem annenin hem de bebeğin ruhsal ve fiziksel gelişimi üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler bırakabilir. Bu nedenle, Gebelik Depresyonunun yaygınlığı göz önünde bulundurulmalı ve annelerin bu süreçte yalnız olmadıkları hissettirilerek destek almaları teşvik edilmelidir.
Gebelik Depresyonu tedavi edilmediğinde:
- Anne açısından erken doğum, zor doğum, kardiyovasküler problemler, bulantı ve kusma gibi sağlık riskleri artabilir. Postpartum Depresyonu geçirme riskini de 6.5 kat artırır.
- Bebekte ise düşük doğum ağırlığı ve gelişim geriliği riski yükselirken, doğum sonrası daha sık ağlama, zor sakinleşme, uyku problemleri, büyüme geriliği, dil ve motor gelişiminde gecikme, duygusal ve davranışsal sorunlar gibi durumlar görülebilir.
- Eşlerde ise depresyona sebep olabilir. Eşi depresyonda olan erkeklerin %24-50 arasında depresyona girdiği, erkeklerde en yaygın depresyon sebebinin eşinin depresyonu olduğu bilinmektedir [4].
Gebelik Depresyonunda Psikoterapinin Faydaları
1. Duygusal Destek ve Güvenli Bir Alan Sunar
Psikoterapi, anne adayının duygularını rahatça ifade edebileceği, yargılanmadan konuşabileceği bir ortam sağlar. Anne, yaşadığı duygusal değişimleri anlamlandırabilir ve kendini daha iyi hissedebilir.
2. Kaygıyı ve Olumsuz Düşünceleri Azaltır
Gebelik depresyonu yaşayan annelerde, “Bebeğime iyi bakabilecek miyim?”, “Yeterince iyi bir anne olabilecek miyim?” gibi düşünceler yaygındır. Psikoterapi, bu olumsuz düşünce kalıplarını değiştirerek annenin daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmesine yardımcı olur.
3. Anne-Bebek Bağlanmasını Güçlendirir
Depresyon, annenin bebeğiyle duygusal bağ kurmasını zorlaştırabilir. Psikoterapi, annenin kendi duygu dünyasını düzenlemesine yardımcı olarak, bebeğiyle daha sağlıklı bir bağ geliştirmesini destekler.
4. Doğum Sonrası Depresyonu Önlemeye Yardımcı Olur
Gebelik depresyonu tedavi edilmediğinde, doğum sonrası depresyon riskini artırabilir. Psikoterapi, annenin doğum sürecine daha bilinçli ve güçlü bir şekilde hazırlanmasını sağlayarak bu riski azaltır.
5. Fiziksel Sağlığı Korur
Gebelik depresyonu, erken doğum, zor doğum, uyku düzensizlikleri, iştah problemleri ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi fiziksel sorunlara yol açabilir. Psikoterapi, stresi yönetmeyi öğreterek bu sağlık risklerini en aza indirir.
6. Anne İçin Kendi Kendine Yardım Becerilerini Geliştirir
Psikoterapi sürecinde anneler, stresle başa çıkma teknikleri, nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri ve olumlu düşünme becerileri kazanarak duygusal dayanıklılıklarını artırırlar.
7. İlişkileri Güçlendirir
Gebelik depresyonu, eşler arasındaki iletişimi zorlaştırabilir. Psikoterapi, çiftlerin birbirini daha iyi anlamasını sağlayarak destekleyici bir ilişki geliştirmelerine yardımcı olur.
Paylaşmaktan çekinmeyin
Sonuç olarak, gebelik depresyonu düşündüğümüzden daha yaygın bir süreçtir. Bu dönemde kaygılı, huzursuz veya tükenmiş hissetmeniz, anneliğe dair endişeler taşımanız olağandır. Ancak unutmayın, bu zorluklarla tek başınıza baş etmek zorunda değilsiniz. Psikoterapi, duygularınızı anlamanıza, kaygılarınızı yönetmenize ve süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirmenize yardımcı olabilir. Kendinize karşı nazik olun—siz ne kadar iyi hissederseniz, bebeğiniz de o kadar güvende ve huzurlu olacaktır. Unutmayın, destek almak bir güçsüzlük değil, aksine hem sizin hem de bebeğinizin iyiliği için atılmış önemli bir adımdır, bu nedenle ihtiyacınız olduğunda destek almaktan çekinmeyin. Sağlıcakla kalın.
Kaynakça
- American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.
Link: https://www.psychiatry.org/psychiatrists/practice/dsm
- Dagher, R. K., Bruckheim, H. E., Colpe, L. J., Edwards, E., & White, D. B. (2021). Perinatal depression: Challenges and opportunities. Journal of Women’s Health, 30(2), 154-159.
Link: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33156730/
- Çolak, B., Ongun, F., Aras, Ö. S., & Demirkol, M. E. (2022). Gebelik ve doğum sonrası depresyon. Çukurova Tıp Öğrenci Dergisi, 1(2), 43-49.
Link: https://dergipark.org.tr/tr/pub/cukurovatip/issue/68096/1058317
- Pınar, S. (2022). Perinatal Depresyon, Yönetimi ve Ebelik Bakımı: Literatür Derlemesi Perinatal Depresyon. Muş Alparslan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 2(1), 42-51.
Link: https://dergipark.org.tr/tr/pub/maunsbd/issue/70456/1136393


